Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yayıncılık mı, Bir Aylık Fırsatçılık mı?

“Filozofların aydınlatamadığı toplumu, şarlatanlar aldatır.” Fransız düşünürü Condorcet’e atfedilen bu

“Filozofların aydınlatamadığı toplumu, şarlatanlar aldatır.”

Fransız düşünürü Condorcet’e atfedilen bu söz, günümüzde farklı bir anlam kazanıyor. Ben bu sözü bugünün iletişim dünyasına şöyle uyarlıyorum:

“Medyanın doğru bilgiyle yeterince aydınlatamadığı toplumu, şarlatanlar aldatır.”

Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç saniye içerisinde dünyanın öbür ucunda yaşanan bir gelişmeden haberdar olabiliyoruz. Ancak bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, doğru bilgiye ulaşmanın da kolaylaştığı anlamına gelmiyor.

Tam tersine, sosyal medyanın kontrolsüz biçimde büyümesiyle birlikte herkes yayıncı, herkes yorumcu, hatta herkes kendisini gazeteci olarak görmeye başladı.

Gazetecilik mi, bir aylık fırsatçılık mı?

Kahramanmaraş’ta bunun en belirgin örneklerinden birini seçim dönemlerinde ve son yıllarda yeniden düzenlenen Uluslararası Geleneksel Ağustos Fuarı’nda görüyoruz.

Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir: Ağustos Fuarı’nın yeniden şehrimize kazandırılması son derece kıymetlidir. Üç yıldır düzenlenen fuar, vatandaşlarımızın sosyal hayatına renk katarken esnafımıza da ekonomik anlamda hareketlilik sağlıyor. Şehrin moral ve motivasyonuna katkı sunan bu tür organizasyonların yaşatılması ve geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Ancak fuar alanında dikkat çeken başka bir gerçek daha var.

Basın mensuplarından çok, nereden ve nasıl ortaya çıktığı belli olmayan sosyal medya sayfalarıyla karşılaşıyoruz.

Birçoğu yalnızca fuar döneminde ortaya çıkıyor. Ellerinde mikrofon, telefon; üzerlerinde bir yelek veya boyunlarında basın kartını andıran çeşitli kartlar…

Kendilerini gazeteci olarak tanıtıyorlar.

Peki, gerçekten gazeteci mi?

İşte asıl soru burada başlıyor.

22 yıllık birikim ve değişen medya anlayışı

Yaklaşık 22 yıldır Kahramanmaraş’ta aktif olarak basın sektörünün içerisindeyim. Yerel basının önemli bir bölümünü tanıyorum. Meslektaşlarımızın kim olduğunu, hangi kurumların hangi anlayışla yayın yaptığını biliyoruz.

Fakat bugün fuar alanında karşılaştığımız bazı isimleri ne ben tanıyorum ne de yıllardır bu mesleği yapan birçok meslektaşım tanıyor.

Burada yanlış anlaşılmak istemiyorum.

Kimsenin ekmeğinde, işinde, emeğinde gözümüz yok.

Elbette herkes sosyal medya hesabı açabilir. Herkes video çekebilir, içerik üretebilir ve kendi kitlesini oluşturabilir. Başarılı olan, emek veren, ilkeli yayın yapan ve takipçi kitlesini gerçekten ürettiği içerikle oluşturan sosyal medya yayıncılarına da saygımız sonsuz.

Benim eleştirim bunlara değil.

Benim sözüm;

Sadece bir aylık organizasyondan faydalanmak için ortaya çıkanlara…

Gazetecilik mesleğinin etik kurallarını bilmeden kendisini gazeteci olarak tanıtanlara…

Takipçi ve etkileşim uğruna her yolu mubah görenlere…

Hediye, çekiliş ve benzeri yöntemlerle insanları kendilerine çekmeye çalışanlara…

Ve en önemlisi, gazeteciliğin yıllar içerisinde oluşturduğu güven duygusunu birkaç günlük sosyal medya faaliyetleriyle tüketmeye çalışanlara…

Her mikrofon tutan gazeteci değildir

Vatandaşlarımızın ve esnafımızın bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor.

Çünkü her eline mikrofon alan gazeteci değildir.

Her elinde kamera olan, medya kuruluşu değildir.

Her sosyal medya hesabı haber kuruluşu değildir.

Bir kişinin haber yapması, onun gazeteci olduğu anlamına gelmez. Gazetecilik; sadece kamera karşısına geçmekten, mikrofon uzatmaktan veya sosyal medyada canlı yayın açmaktan ibaret değildir.

Gazetecilik;

sorumluluktur.

Araştırmadır.

Doğrulamaktır.

Etiktir.

Tarafsızlık ve kamu yararıdır.

Ve hepsinden önemlisi güvendir.

O güven ise bir haftada, bir ayda, hatta bir fuar döneminde kazanılmaz.

Yıllar boyunca doğru haber yaparak, yanlışın karşısında durarak, gerektiğinde kendi çevresine rağmen doğruyu söyleyerek kazanılır.

Bir aylık çıkarcılar

Asıl mesele de tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Bazı kişiler ve bazı sosyal medya hesapları, belirli dönemlerde adeta piyasaya çıkıyor. Seçim dönemlerinde çoğalıyorlar, fuar dönemlerinde çoğalıyorlar, önemli organizasyonlarda bir anda ortaya çıkıyorlar.

Organizasyon bitiyor…

Bir süre sonra ortada kimse kalmıyor.

Ta ki yeni bir seçim, yeni bir fuar veya yeni bir etkinlik başlayana kadar.

İşte benim “1 aylık çıkarcılar” olarak ifade ettiğim kesim tam da budur.

Şehrin sorunlarını yılın 12 ayı takip etmeyen, vatandaşın derdini yılın 12 ayı dinlemeyen, kamu yararını gözetmeyen; ancak belirli dönemlerde ortaya çıkıp kendisine bir alan oluşturmaya çalışan anlayış…

Bu anlayış gazetecilik değildir.

Bu, fırsatçılıktır.

Sosyal medya düşmanımız değil

Burada sosyal medyayı da suçlamıyorum.

Tam aksine, sosyal medya doğru kullanıldığında gazetecilik açısından son derece önemli bir imkândır.

Bugün yerel bir haber, sosyal medya sayesinde dakikalar içerisinde binlerce kişiye ulaşabiliyor. Vatandaşın sesi daha hızlı duyulabiliyor. Kamu kurumlarıyla vatandaş arasında iletişim güçlenebiliyor.

Sorun sosyal medyanın kendisi değil.

Sorun, sosyal medyanın kuralsız ve sorumsuz kullanılmasıdır.

Doğrulanmamış bilgilerin haber gibi sunulması, kişisel yorumların gerçekmiş gibi aktarılması, insanların itibarıyla oynanması, etkileşim uğruna gerçeğin ikinci plana atılması ve takipçi sayısının gazeteciliğin ölçüsü olarak görülmesi ciddi bir tehlikedir.

Çünkü çok takipçiye sahip olmak, çok güvenilir olmak anlamına gelmez.

Gerçek gazetecinin değeri daha da artıyor

Bugün bilgi çağında yaşıyoruz ama aynı zamanda bilgi kirliliği çağında da yaşıyoruz.

Toplumun doğru bilgiye ulaşamadığı her yerde yanlış bilgi kendisine bir alan buluyor.

İnsanların bilgi ihtiyacını doğru kaynaklar karşılamazsa, o boşluğu başkaları dolduruyor.

İşte bu nedenle gerçek gazeteciliğin değeri bugün geçmişten çok daha fazla.

Gazetecinin görevi sadece haberi vermek değildir.

Gazeteci gerektiğinde sorgular.

Araştırır.

Doğrulatır.

Yanlışsa düzeltir.

Haksızlık karşısında susmaz.

Güçlüden değil, doğrudan yana olur.

Çünkü gazeteciliğin temel görevi birilerini memnun etmek değil, kamuoyunu doğru bilgilendirmektir.

Şehir kimin ne olduğunu biliyor

Kahramanmaraş küçük bir şehir.

Burada kimin ne yaptığı, ne kadar süredir bu mesleğin içerisinde olduğu, hangi haberi ne zaman yaptığı ve hangi zor günlerde sahada olduğu aslında herkes tarafından biliniyor.

6 Şubat depremlerinde sahada olanlar da biliniyor.

Vatandaşın acısını paylaşanlar da…

Gecesini gündüzüne katanlar da…

Zor zamanlarda kamuoyunu doğru bilgilendirenler de…

Sadece işler yolundayken ortaya çıkanlar da…

Dolayısıyla bugün kendisine gazeteci sıfatı yakıştıran herkesin önce şu soruyu kendisine sorması gerekiyor:

“Ben gerçekten gazetecilik mi yapıyorum, yoksa bir fırsattan mı yararlanıyorum?”

Bu soruya verilecek cevap, birçok şeyi açıklayacaktır.

Son söz

Ben bu yazıyı kimsenin ekmeğiyle oynamak, kimseyi hedef göstermek veya sosyal medya yayıncılarını küçümsemek için kaleme almadım.

Amacım, yıllardır büyük emeklerle ayakta tutulmaya çalışılan yerel gazetecilik mesleğinin itibarına sahip çıkmak.

Çünkü gazetecilik bir meslekten öte, toplum adına üstlenilmiş bir sorumluluktur.

Bugün herkes yayın yapabilir.

Herkes kamera karşısına geçebilir.

Herkes haber paylaşabilir.

Ama herkes gazeteci olamaz.

Gazetecilik, bir fuar süresince takılacak bir yaka kartı, birkaç haftalık sosyal medya hesabı veya bir mikrofonla kazanılabilecek bir unvan değildir.

Gazetecilik emek ister, bilgi ister, vicdan ister, cesaret ister ve en önemlisi güven ister.

Güven ise birkaç haftada değil, yıllar içerisinde kazanılır.

Ve sözün özü:

“Medyanın doğru bilgilerle aydınlatamadığı toplumları, şarlatanlar aldatır.”

Bizim görevimiz ise toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak, yanlışı doğrudan ayırmak ve gazeteciliğin itibarını korumaktır.

1 aylık çıkarcılar gelip geçer.
Gerçek gazetecilik ise kalır.

Kalın sağlıcakla.