Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Arzuhan Akkaş Doğan
Arzuhan Akkaş Doğan

Bu yıl birinci sınıf öğretmeniydim. Neler gördüm, neler gözlemledim…

Çocuklarımız, göz bebeklerimiz, yerlere göklere sığdıramadığımız, canımız, kanımız, yavrularımız. O kadar seviyoruz ki, aman ha yorulmasın diyerek tüm sorumluluklarını biz yükleniyoruz. O kadar kıyamıyoruz ki, kendilerinin çözmesi gereken tüm sorunları biz hallediyoruz. Arkadaşları ile bir sorunları mı var? Biz giriyoruz hemen araya. Bugün çok mu yorgun, aman yapmasın ödevini, toplamasın yatağını, atsın kıyafetlerini odasının her tarafına, biz toplarız, biz yaparız, biz üstleniriz. Peki sonuç…Kendi kendine ayakta duramayan, sorunlarını çözemeyen, becerileri gelişmemiş nesiller.

Yapmayın sayın ebeveynler. Sevelim, koruyalım fakat bırakalım yapsınlar ellerinden gelen her şeyi. Bağlasınlar ayakkabılarını, toplasınlar yataklarını, kendileri yesin yemeklerini.  “Su ver “demesinler “bunu al “demesinler. Öğretelim onlara rica etmeyi. Verir misin? Alır mısın? Diyebilsinler. Kendileri çıkarsın ceketlerini, kendileri giyinsin. Beceri kazansınlar. Tabiri uygunsa kendileri dikmeye çalışsın kendi söküklerini.

Biz öğretmenler, her yeni gelen öğrencinin algısının bir önceki nesilden daha düşük, becerisinin daha eksik olduğunu gözlemliyoruz. Tabii ki birçok etken var bu sonuç için ama en önemli sebeplerden birisi de aşırı korumacılık. Onların yerine biz yaptıkça beceriksizleştiriyoruz, kaybediyoruz, zarar veriyoruz çocuklarımıza.

Tabii ki sevelim, tabii ki koruyalım. Her şeyi yerinde ve dozunda ayarlamak kaydıyla…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir