Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
reklam
Ömer Biricik
Ömer Biricik

“Sesimi Duyan Var Mı?” “Yaralı Var… Hem de Çok!”

Ama bu yaralar kazada, savaşta ya da afette değil…

Bu yaralar ruhta, bu yaralar kalpte, bu yaralar vicdanda… Mürekkep değil artık kalemimden damlayan; Gözyaşıdır, iç yangınıdır, çaresizliğin feryadıdır.

Her geçen gün elimizden bir şeyler daha kayıyor. Ama fark eden, fark etse de dert edinen pek az… Ekmek değil sadece kaybettiğimiz; Ahlakımız gidiyor, vicdanımız siliniyor, hayâmız unutuluyor. Birileri hâlâ “yenileniyoruz” diyor. Oysa biz yenilenmiyoruz, Biz yavaş yavaş tükeniyoruz…

Güvenin, Edebin ve İnancın Kaybı

Bir zamanlar güven vardı bu topraklarda. Söz, senetti. Kapı aralık dururdu.

Komşuya ev teslim edilir, çocuğa mahalle teslim edilirdi. Şimdi? Selam vermek bile zorlaştı. Güven erozyona uğradı. Hile, aldatma, yalan; artık “uyanıklık” sayılıyor. Dolandırıcılık “zekâ ürünü” gibi anlatılıyor. Evlerde bereket kalmadı. Sokaklarda hayâ yok. Çocuklar ekranlarda kayboldu, büyükler boş gündemlerde…Kimse kimseye ulaşamıyor; herkes yalnız. Eskiden düğünler dua ile başlar, edep ile tamamlanırdı.

Şimdi gösteriş, israf, gürültü ve günah kol geziyor. “Gençler böyle istiyor” diyerek susuyoruz, teslim oluyoruz… Ama biri “zehir içmek istiyorum” dese, verilir mi gerçekten?

Modernlik Maskesiyle Yozlaşma

Bugün Müslüman mahallesinde yalnızca salyangoz satılmıyor, Salyangoz pazarı kurulmuş durumda. Ve biz bu pazarı izliyor, hatta “Hey salyangozcu!” diye bağırıyoruz… Kusura bakılmasın ama bu modernlik değil. Bu, sadece yozlaşmayı makyajlamak. Gerçek modernlik; İnsanı insanca yaşatacak değerlerle olur. Modernlik, Batı’yı taklit etmek değil; Ahlaktır, edeptir, merhamettir, adalettir, vicdandır. Çağdaşlık, çağlara hükmeden iman ve irfan ile mümkündür. Unutmayalım: Salih mümin, çağların ötesine yürüyen insandır.

Artık Ruhlarda Kalkınma Zamanı

Evet, yol yaptık, köprü kurduk, binalar diktik… Ama ya gönül yollarımız? Ruhlarımız hâlâ virane. Ruh kalkınmazsa, şehirlerin yükselmesi neye yarar? Evlerimize yeniden merhamet taşımamız gerek. Sofralarımıza bereket, sohbetlerimize hikmet, ilişkilerimize samimiyet katmamız gerek. Köyümüzde, mahallemizde, evimizde yeniden Allah korkusu ve kul hakkı bilinci yerleşmeli.

Bir Çağrı: Ahlak ve Maneviyat Şûrası

Buradan bir çağrım var: Artık beklemeyelim. Devlet büyüklerimizden bir adım istiyoruz.

Her ilde, her ilçede; Din âlimlerinin, kanaat önderlerinin, eğitimcilerin, kültür insanlarının katıldığı geniş çaplı bir Ahlak ve Maneviyat Şûrası kurulsun. Bu şûra; Yalnızca konuşmasın… Tespit etsin, raporlasın, çözüm üretsin, uygulasın ve takip etsin.

Kaybettiğimiz değerleri geri kazanmak için ne yapmalıyız?

Bu sorunun cevabını ortak akılla aramalıyız. Çünkü unutmayalım: Bir milletin yıkılışı, topla tüfekle olmaz. Bir millet ahlakını kaybettiği gün, zaten yıkılmış demektir.

Bizi ayakta tutan neydi?

İnancımız, ahlakımız, komşuluğumuz, edebimiz, hayâmızdı. Eğer bunlar giderse…

Ne bayrak kalır,

Ne toprak,

Ne de millet…

Bu yazı bir sitem değil… Bir yakarış, Bir uyanış çağrısıdır.

Ey millet!

Ey insanoğlu, ey toprağım, ey kardeşim… Kendine gel! Çünkü bu toprak; sadece susuzluktan değil, Ahlak susuzluğundan da kuruyor…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir